28 Şubat davası avukatlarından Bülent Demir: Türkiye’de darbe damarı hâlâ canlı

28 Şubat davası avukatlarından Bülent Demir: Türkiye’de darbe damarı hâlâ canlı

28 Şubat darbecileri tarafından Yüzbaşı iken ‘er’ rütbesi ile ordudan atılan HAK-DER Başkanı ve 28 Şubat davasının avukatlarından Bülent Demir, “28 Şubat, Gezi kalkışması ve 15 Temmuz darbe girişimi aynı akıl tarafından organize edildi. Darbelerle layıkıyla mücadele edilemediği için darbe damarı Türkiye’de hâlâ canlı vaziyette” diye konuştu.

 Taha Emre Özdemir  Ankara 

Türk Silahlı Kuvvetlerinde Jandarma Komando Yüzbaşı iken 28 Şubat darbecileri tarafından ordudan ‘er’ rütbesi ile atılan Hak ve Adalet Derneği (HAK-DER) Başkanı Avukat Bülent DemirYeni Akit’e açıklamalarda bulundu. Av. Demir, “Ben 28 Şubat sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli Jandarma Komando Yüzbaşı idim. 28 Şubat döneminde önce şüpheli subay daha sonra sakıncalı subay statüsüne alındım ve bu fişlemelerden sonra 2002 yılında Ahmet Necdet Sezer, Bülent Ecevit ve Hüseyin Kıvrıkoğlu imzalı 3’lü kararname ile silahlı kuvvetlerinden ilişiğim kesildi” dedi.

“28 Şubat’ı da Gezi’yi de 15 Temmuz’u da aynı akıl organize etti”

28 Şubat, Gezi kalkışması ve 15 Temmuz darbe girişiminin aynı akıl tarafından organize edildiğini ifade eden Demir, “Türkiye üzerinde 1920’den beri başlayan, bitmeyen ve bitmeyecek olan bir proje var. Bu bir NATO ve Haçlı projesi. Bu alçak projeye her zaman için ülkemizde işbirlikçi bulabiliyorlar. İçimizdeki satılık ruhlu insanları satın alıyorlar” ifadelerini kullandı.

Darbecilerin kullandığı ana figür hep asker oldu” diyen Demir, “28 Şubat’tan itibaren bu asker figürünün yanına sivilleri, siyaseti, medyayı ve sivil toplum kuruluşları gibi unsurları da dahil ettiler. Bunu 28 Şubat’ta başlattılar. Gezi olaylarında da insanları örgütlediler. 15 Temmuz’da aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri ile beraber birçok devlet kurumunun içerisine kendi işbirlikçilerini yerleştirdiler. Yani 15 Temmuz’da da 28 Şubat’ta da Gezi olaylarında da üst akıl diye tabir edilen haçlı zihniyetini arka planda görmezsek fotoğraf eksik kalır” diye konuştu.

Gezi kalkışması hakkında verilen beraat kararlarına dikkat çeken Demir, şunları söyledi: “Gerek 28 Şubat’ın gerek Gezi kalkışmasının gerekse de 15 Temmuz’un failleri ne yazı ki kamu vicdanını rahatlatacak derecede bir yaptırım görmedi. Yargı karşısında gerekli cezai müeyyide uygulanamadı. 28 Şubat’ın failleri ağırlaştırılmış müebbet almalarına rağmen tutuklanmadılar. Gezi kalkışması da beraatla neticelendi. 15 Temmuz’da asıl fail olan hain işbirlikçi Fetullah Gülen ile FETÖ’nün A Takımı hâlâ dışarıda. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir kurul oluşturulmalı ve bunlarla mücadele konusunda eylem planı hazırlanmalı. Yoksa buradan şunu ifade ediyorum ki yeni bir darbe girişimine gebe kalırız. Darbelerle layıkıyla mücadele edilemediği için darbe damarı Türkiye’de hâlâ canlı vaziyette.

İlyas: Arkadaşlarımızın haklarını geri istiyoruz

Biz 28 Şubat döneminde gösterdiğimiz duruşa binaen darbecilerin bize yaptıklarına içerlesek de çok takılmıyoruz” diyen 28 Şubat Öğrenci Başkanı Emine İlyas ise, “Onlar dinlerinin gereğini yaptılar biz de İslam’a inanmış bir nesil olarak dinimizin gereğini yaptığımıza inanıyoruz. Yaşadığımız tüm zorluklara rağmen başörtümüzü olması gereken yerden aşağıya indirmedik. Yarın bizim çocuklarımız ve bu aziz millet bir daha bu acıları yaşamasın diye dava erlerine sahip çıkılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

28 Şubat mağduru öğrencilerin gasp edilen haklarını geri istediklerini belirten Başkan İlyas şöyle konuştu: “Sorunlarımızın çözülmesi konusunda gittiğimiz her platformda şu üç şeyi önümüze koydular ama uygulamadılar. ‘Ehliyet, liyakat, sadakat.’ Burada sayın Cumhurbaşkanımızı ayırmak istiyorum. O bizi her zaman dinleyerek yanımızda durdu. Kim bizim arkadaşlarımızda ehliyet, liyakat, sadakatten birisinin olmadığı söyleyebilir. Tüm arkadaşlarımız alanında kendini gerçekleştirmiş son derece yetenekli arkadaşlar. Sadece inanç yönünden değil, akademik anlamda da oldukça başarılılar. Efendim onlar da KPSS’ye girsinler. Şunu görmüyorlar mı ki 18 yaşında bu mücadeleyi veren kardeşlerimizin bugün o yaşta çocukları var.

28 Şubat mağduru Ayçiçek: Haksız yere 6 senemi çaldılar

Yeni Akit’e konuşan 28 Şubat’ın başörtülü mağdurlarından Şuanur Ayçiçek de, “Eğer 28 Şubat yaşanmasaydı 2002 yılında mezun olacaktım. Yalnızca inancımın gerekliliklerini yaşamam sebebi ile benden 6 senemi çaldılar” dedi. “1999 yılında Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümünü kazandım. İkinci yılın birinci döneminde yasaklar başladı” diyen Ayçiçek, “Arkadaşlarımızla birlikte öncelikle sınıflardan içeri alınmamaya başladık. Daha sonraki süreçte de okulun kapısından içeri alınmadık. Tel örgülerden ve duvarlardan atlayarak derslere girmeye çalıştık. Bu süreçte uyarı ve kınama cezaları aldık. Kapısını çaldığımız hiçbir kurumdan olumlu cevap alamayınca devamsızlıktan sınıfta kalarak okulu bırakmış olduk” şeklinde konuştu.

2005 yılında AK Parti iktidarı tarafından çıkartılan af ile okula yeniden döndüğünü söyleyen Ayçiçek, şöyle konuştu: “2005 yılında AK Parti iktidarı tarafından çıkartılan af ile okuluma geri döndüğümde bir aile kurmuş ve 3 aylık evlat sahibi olmuştum. Eşim farklı bir ilde olduğu için bebeğim ile birlikte Diyarbakır’daki annemin evine yerleştim. Bu dönemde de bazı eğitmenlerin “Bedavadan afla geldiniz. Neden hala okumaya çalışıyorsunuz?” gibi söylemleri ile karşılaştık. Normal şartlarda bir buçuk senede bitirmem gereken okulumdan 2008 yılında mezun oldum.

“KPSS defterini de kapatmak zorunda kaldım”

Yasakçı zihniyetin baskısı nedeni ile ilk 2008 yılında ilk kez girdiği KPSS sınavında taktığı peruğu nedeni ile salondan çıkartıldığını belirten Ayçiçek, sözlerine şöyle devam etti: “2008 senesinde ilk KPSS sınavıma girebildim ama başımda peruk olduğu gerekçesi ile tamamlayamadan sınavdan çıkartıldım. Eğitim hayatımda yaşadığım ikinci travma da bu oldu. 2010 yılında girdiğim KPSS Sınavı’nda ise soruların çalındığı tespit edildi ve tekrarlanan sınava girmek mecburiyetinde kaldım. Tekrar sınavında da yüksek puan almıştım ama FETÖ’cüler soruları çaldığı için aldığım 85 puanla sıralamaya giremedim. O günden sonra da KPSS defterini kapattım.

“Allah, merhum Hasan Karakaya’dan razı olsun”

28 Şubat mağdurlarından Şuanur Ayçiçek, merhum Hasan Karakaya’nın 28 Şubat’ın karanlık günlerinde kendilerine moral verdiğini belirterek, “Allah ondan razı olsun. Her zaman mazlumun yanında durduğu gibi 28 Şubat’ta da bizim yanımızdaydı. Yaşadığımız o karanlık günlerde kalemi ile bizi ayakta tuttu. Allah mekanını Cennet eylesin” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares