TBMM Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (Ombudsmanlık) KAMU KURUMLARINA TAVSİYE KARARI

TBMM Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (Ombudsmanlık) KAMU KURUMLARINA TAVSİYE KARARI

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 86171061-101.07.04-E.8083
BAŞVURU NO : 2017/403
KARAR TARİHİ : 11/05/2018
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN : 28 Şubat Öğrenci Derneği
BAŞVURAN VEKİLİ / T E MSİLCİSİ : Emine İlyas
BAŞVURUYA KONU İDARE : Milli Eğitim Bakanlığı
Devlet Personel Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın mağduriyetlerinin
giderilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 20.1.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

  1. Kurumumuza 28 Şubat Öğrenci Derneği tarafından yapılan başvuruda, Dernek üyelerinin 28
    Şubat döneminde öğrenci olduklarını, kılık ve kıyafetlerinden dolayı okullarına devam edemediklerini,
    2011 yılında çıkarılan af yasası kapsamında üniversitelerine yeniden dönerek mezun olduklarını, ancak
    yaşlarının ilerlediğini, ailevi sorumluluklarının arttığını, okula kayıt yaptırdıkları dönemlerdeki Kamu
    Personeli Seçme Sınavından (KPSS) alınacak düşük puanlarla kamu görevlisi olarak atanmanın
    mümkün olduğunu fakat mezun oldukları tarih itibarıyla kendileri için yeterli puanları alabilmenin
    zorlaştığını belirtilmektedirler.
  2. Başvuran, Kurumumuzdan, 2011 yılından bu yana 28 Şubat sürecine ilişkin mağduriyetlerin
    giderilmesi için atılmaya başlanan olumlu adımların devam ettirilmesini, eğitim durumlarına uygun
    olarak Ölçme, Seçme ve Değerlendirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) tarafından kurumlara yapılan
    yerleştirmelerde engellilere, dershane öğretmenlerine vb. tanınan hakların/pozitif ayrımcılığın
    kendilerine de tanınmasının, kamu personel sistemine girişte mezun olmaları gereken dönemde
    uygulanmakta olan mülga kamu personel sisteminden yararlandırılmalarının, sınavsız olarak
    durumlarına uygun memur unvanlı kadrolara atanmalarının ve kamu görevlerine girişte yaş şartına tabi
    tutulmamalarının eğer gerekiyorsa bu konuda yasal düzenleme yapılarak kamuda istihdam
    edilmelerinin sağlanmasını talep etmektedir.

    II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
  3. Başvuru konusunun değerlendirilmesi amacıyla ilgili kurumlar olan Başbakanlık, Çalışma ve
    Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı yetkililerinin
    katılımıyla 26/04/2017 tarihinde Kurumumuzda bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Anılan toplantıda
    yapılan değerlendirmeler sonucu Yükseköğretim Kurumu Başkanlığından (YÖK) … tarihli ve … sayılı
    yazımız ile ilgili af yasalarından kaç öğrencinin yararlanarak öğrenimine devam ettiği ile bu
    öğrencilerinin kaçının okuldan mezun olduğu hususunda bilgi ve belge talep edilmiştir. Kurumumuzca
    yapılan incelemede tablodaki verilerde tutarsızlık bulunduğu tespit edilmiş, YÖK Başkanlığından …
    tarihli ve … sayılı yazımızla tekrar bilgi ve belge talep edilmiştir. YÖK Başkanlığının … tarihli ve …
    sayılı yazısıyla Kurumumuza ilettiği bilgi ve belgeler anılan toplantıya katılan İdarelerin görüş ve
    önerilerine sunulmuştur.
  4. Başbakanlığın … tarihli ve … sayılı yazısında;
    4.1. Yapılan başvurulardan etkilenenlerin kapsamının belirlenmesinin çalışma bakımından önem arz
    ettiği,
    4.2. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci ve devamı maddeleri ile 18/03/2002 tarihli ve
    2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Görevlerine İlk Defa
    Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmelik’te ilk defa kamu hizmeti ve görevlerine
    atanacaklara ilişkin usul ve esasların belirlendiği,
  5. Maliye Bakanlığının … tarihli ve … sayılı yazısında;
    5.1. Yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilenler ile kendi istekleriyle öğrenimlerini yarıda
    bırakanların yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptırabilmelerine ilişkin 15/03/2005 tarihli ve 5316
    sayılı, 22/10/2008 tarihli ve 5806 sayılı, 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunlarla kendi isteğiyle
    öğrenciliği son bulanlar dahil olmak üzere her ne sebeple olursa olsun öğrencilikle ilişiği kesilenlerin
    yükseköğrenim kurumlarına yeniden öğrenci olarak dönebilmelerine imkan sağlandığı,
    5.2. YÖK Başkanlığı tarafından hazırlanan bilgi ve belgelerde kılık ve kıyafetleri nedeniyle
    öğrencilikle ilişiği kesilenler ile kendi istekleriyle öğrenimlerini bırakanların sayısının ve 5316, 5806
    ve 6111 sayılı Kanunlarla yapılan düzenlemeler sonucunda yükseköğretim kurumlarına yeniden kayıt
    yapma hakkı verilenlere ilişkin sayıların sağlıklı olmadığının düşünüldüğü,
    5.3. Kurumumuzdan talep edilen hususunun kılık ve kıyafet uygulamaları nedeniyle kendi istekleri
    ile yükseköğrenimlerini yarıda kesenleri de kapsadığı, ancak 28 Şubat döneminde kılık ve kıyafet
    uygulamaları dışında farklı bir nedenle yükseköğrenimlerini kendi istekleri ile yarıda bırakanların
    olabileceği, bu nedenle kimlerin kılık ve kıyafet uygulamaları nedeniyle, kimlerin farklı nedenlerle
    yükseköğrenimlerini yarıda bıraktıklarının öncelikle tespit edilmesi gerektiği, bu itibarla mevcut
    bilgi ve verilerin sağlıklı bir görüş ve kanaat oluşturmak için yeterli olmadığı,
  6. Devlet Personel Başkanlığının … tarihli ve … sayılı yazısında;
    6.1. 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle disiplin yönünden veya kendi istekleri ile ilişiği kesilenlere
    2011 yılında 6111 sayılı Kanunla eğitimlerini tamamlama hakkı verildiği, 2013 yılında ise 6495
    sayılı Kanunla eğitimlerini bu kanunun yürürlüğe girdiği 25/02/2011 tarihinden önce tamamlamış
    kişilere Kanun’un yürürlüğe girdiği 2013 yılından itibaren iki yıl süreyle; eğitimlerini
    31/12/2015 tarihinden sonra tamamlayacaklara ise öğrenimlerini bitirdikleri tarihten itibaren iki yıl
    süreyle ilgili mevzuatlarındaki yaş sınırlamalarına bağlı olmaksızın kamu görevlerine atanma hakkı
    tanındığı,
    6.2. Böylece, üniversiteden ilişiği kesildiğinde en az birinci sınıfta olan ve disiplin affı ile eğitimine
    geri dönen bir kişiye dahi eğitimini normal öğrenim süresinde tamamlaması halinde kamu görevine
    girişte yaş şartı sınırlamasına tabi olmadan yerleştirilebilme imkânı verildiği,
    6.3. Bu düzenlemelerle, başörtüsü nedeniyle eğitimlerini tamamlayamayanlar dâhil geniş bir kesim
    için, hem terör suçu hariç disiplinsizlik cezası nedeniyle hem de devamsızlık gibi kendi isteği ile
    okulları ile ilişiği kesilenlere eğitimlerini tamamlama hakkı ve yaş şartına bağlı olmaksızın kamuda
    istihdam hakkı tanındığı, devamsızlık nedeniyle okulları ile ilişiği kesilen ve sonrasında eğitimini
    tamamlama hakkı verilenler arasında, hukuken başörtüsü nedeniyle mağdur olanları ayırma olanağının
    bulunmadığı,
    6.4. Başvuranların memuriyete atanma hususunda kazanılmış olarak nitelendirilebilecek bir hak
    kaybına uğramadıkları,
    6.5. Başvuranların zamanında mezun olarak KPSS’den yüksek puan almış oldukları varsayılsa bile,
    tercihleri veya o tarihte ihdas edilen kadro/pozisyon sayıları doğrultusunda herhangi bir kamu görevine
    yerleştirilemeyebileceklerinin ve bu durumda hak iddia edemeyeceklerinin açık olduğu,
    6.6. Merkezi yerleştirme sınavlarının kurumsal sınavlara göre toplumda adalet olgusunu
    güçlendirdiği, kamu hizmetlerine girişte özellikle B grubu kadrolarda genel kültür ve genel yeteneğe
    göre ölçme yapılmasının fırsat eşitliğini arttırdığı; merkezi yerleştirme ile kamu görevlisi alımı
    yapan kurumların kişilere yönelik kurumsal sınav veya yerleştirmeler yapmasına dair herhangi bir
    düzenleme yapılması halinde kamuoyunda kamu personel sistemine girişte kayırmacılığın arttığına
    dair bir algı oluşmasını muhtemel olduğu,
    6.7. 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle öğrenimlerini zamanında tamamlayamayan ve mezun
    oldukları tarihte merkezi sınava tabi olmayacak iken, şu an merkezi sınava tabi olmak zorunda kalan
    başvuranların, merkezi sınav sisteminin dışında tutularak kurumsal sınavlar ile istihdam edilmelerine
    ya da kamuda durumlarına uygun memur unvanlı atanmalarına dair taleplerinin; i) anılan sebeplerle
    öğrenimlerini tamamlayamayan öğrencilerin mevcut istatistiki verilere göre hukuken tespitinin
    yapılamaması, ii) merkezi sınav sistemi uygulamasının 1999 yılında başlamış olması, yani
    başvuranların 28 Şubat 1997 sürecinde 2 nci, 3 üncü veya 4 üncü sınıfta olup öğrenimlerini bitirmesine
    karşın başkaca bir engel bulunmayanların kurumsal sınav sistemine dâhil olduğu, iii) mer’i mevzuat
    çerçevesinde başvuranların kazanılmış bir hak elde etmemiş oldukları, iv) merkezi sınav ile kamu
    personeli alım sisteminin kamuoyunda eşitlikçi ve adil olduğunun benimsenmiş olduğu,
    Açıklamalarına yer verilmiştir.
  7. 28 Şubat dönemine özgü sebeplerle kılık ve kıyafet yasağından etkilenenlerin kapsamının
    belirlenmesi gereğinin ilgili kurumlarca Kurumumuza iletilmesi üzerine, Yükseköğretim Kurulu
    Başkanlığından … tarihli ve … sayılı yazımızla bilgi ve belge talep edilmiş, Kurumumuza
    gönderilen bilgi ve belgeler ilgili kurumların görüş ve önerilerine … tarihli ve … sayılı yazımızla
    sunulmuştur.
  8. Başbakanlığın … tarihli ve … sayılı yazısında;
    8.1. Mağduriyet iddialarının giderilmesinin ilgili mevzuatta değişiklik gerektirdiği,
    Açıklamalarına yer verilmiştir.
  9. Milli Eğitim Bakanlığının … tarihli ve … sayılı yazısında;
    9.1. Bakanlığa bağlı eğitim kurumlarına, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme
    Yönetmeliği, Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik ile Talim ve Terbiye Kurulu
    Başkanlığının 20/02/2014 tarihli ve 9 sayılı Kararı uyarınca yapılan duyurular doğrultusunda
    müracaatları kabul edilenler KPSS’den aldıkları puan esas alınarak atama yapıldığı,
    9.2. Bakanlığa bağlı bir eğitim kurumunda görev yapmakta iken, 28 Şubat sürecinde görevden

    ayrılmak zorunda kalan veya ataması yapılıp göreve başlayamayan öğretmenlerin atamalarının talep
    ettikleri illere yapılmasının sağlanması suretiyle mağduriyetlerinin giderilmeye çalışıldığı,
    9.3. 28 Şubat döneminde öğrenimlerini sonlandırmak zorunda kalan ve af yasası kapsamında
    üniversitelerine dönerek öğrenimlerini tamamlayanlar hakkında ilgili kurumlarla işbirliği içerisinde
    mevzuat değişikliği yapılması gerektiği,
    Açıklamalarına yer verilmiştir.
    III. İLGİLİ MEVZUAT
  10. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Cumhuriyetin temel
    nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma
    ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta
    belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, “Devletin temel
    amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin
    bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin
    ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk
    devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri
    kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya
    çalışmaktır”, “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü
    fıkralarında; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri
    sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.
    Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik
    ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve
    yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”, “Temel hak ve
    hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin son fıkrasında; “Kişinin, resmî görevliler
    tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir.”,
    “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, dilediği
    alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir…”, “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49
    uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.”, “Çalışma şartları ve
    dinlenme hakkı1 başlıklı 50 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve
    ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.”, “Sosyal güvenlik
    bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında;
    “Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine
    yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.”, “Hizmete girme başlıklı”
    70 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir”.
    “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin
    üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına
    sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu
    idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
  11. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci
    maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her
    türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde,
    hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde
    bulunmakla görevlidir…”,
  12. 28/03/2013 tarihli ve 30348 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
    Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan
    haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük,
    yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik,
    haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi
    edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru
    yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi
    yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve
    iyi yönetim ilkelerine uyar.”,
  13. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 15/03/2005 tarihli ve 5316 sayılı Kanun’la değişik
    Geçici 51 inci maddesinin birinci fıkrasında; “29.6.2000 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği
    tarihe kadar, lisansüstü öğrenim görürken, her ne sebeple olursa olsun kurumları ile ilişiği kesilen
    öğrencilere başarısız oldukları dersler ve yeterlilik için iki sınav hakkı; yüksek lisans öğrencileri için
    bir yıl, doktora öğrencileri için iki yıl tez hazırlama süresi verilir. Doktora yeterlik sınavına girebilmek
    için yabancı dil sınavında başarısız olanlara iki sınav hakkı tanınır.”, 22/10/2008 tarihli ve 5806
    sayılı Kanun’la değişik Geçici 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Yükseköğretim kurumlarında
    hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon,
    lisansüstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerden; 7/6/1995 tarihinden bu
    Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler dâhil her ne sebeple
    olursa olsun ilişiği kesilenler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki aylık başvuru süresi
    içerisinde ilişiği kesilenler ile 1980 sonrasında bu içerikte çıkarılan kanunların kapsamına
    girmekle birlikte sağlanan haklardan yararlanmak üzere başvurmayan veya başvurdukları
    halde yararlanamamış olanlar, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 35 inci maddesi uyarınca bir
    yükseköğretim kurumu adına yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumunda lisansüstü öğrenim
    yapanlardan başarısız olmaları nedeniyle ilişiği kesilenler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
    itibaren iki ay içinde ilişiklerinin kesildiği kuruma başvuruda bulunmaları şartıyla bu maddede
    belirtilen haklardan yararlanırlar….”, 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun’la değişik Geçici 58
    inci maddesinde; “Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, önlisans,
    lisans tamamlama, lisans, lisansüstü öğrenimi gören öğrencilerden bu maddenin yürürlüğe girdiği
    tarihe kadar, kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler ile yurt dışındaki üniversitelerden yatay geçiş yaptıktan
    sonra yatay geçişleri iptal edilenler dâhil, terör suçundan hüküm giyenler hariç her ne sebeple olursa
    olsun ilişiği kesilenler ile bir programı kazandıkları halde kayıt yaptırmayanlar bu maddenin
    yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna
    başvuruda bulunmaları şartıyla bu Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen esaslara göre
    2011-2012 eğitim-öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler…”,
  14. 5525 sayılı Memurlar ile Diğer kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin cezalarının Affı
    Hakkında Kanun’un 12/07/2013 tarihli 6495 sayılı Kanun ile değişik Ek 1 inci Maddesinin
    üçüncü fıkrasında; “4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 2547 sayılı
    Yükseköğretim Kanununa atıf yapan Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği
    hükümlerine göre aldıkları disiplin cezaları nedeniyle yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilip,
    anılan Kanunun geçici 40 ıncı, geçici 43 üncü, geçici 45 inci, geçici 46 ncı, geçici 48 inci, geçici 50
    nci, geçici 56 ncı ve geçici 58 inci madde hükümlerinden yararlanmak suretiyle önlisans veya lisans
    öğrenimini söz konusu maddelerde öngörülen şartlar dâhilinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği
    tarihten önce bitirmiş olanlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl süreyle,
    31/12/2015 tarihine kadar bitirecek olanlar için ise öğrenimlerini bitirdikleri tarihten itibaren iki yıl
    süreyle, kamu görevlerine giriş için ilgili mevzuatında öngörülen yaş şartı aranmaz.”,
  15. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 14/04/2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanunla değişik
    Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında; “0/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve
    Kontrol Kanununun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu kurum ve kuruluşları,
    kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları, il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları, özel
    kanunla kurulan diğer her türlü kamu kurum ve kuruluşları; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa
    tabi memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonlarına ve sürekli işçi kadrolarına bu madde
    hükümleri çerçevesinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca hak sahibi olduğu belirlenerek
    Devlet Personel Başkanlığına bildirilen ve Başkanlıkça kura sonucu atama teklifi yapılanları atamak
    zorundadır”,
  16. 01/09/2016 tarihli ve (mükerrer) 29818 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Olağanüstü Hal
    kapsamanda Bazı Düzenlemeler yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK)
    2 nci maddesiyle 652 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 11 inci maddede; “8/2/2007 tarihli ve 5580
    sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren dershaneler ile öğrenci etüt
    eğitim merkezlerinde 14/3/2014 tarihi itibarıyla eğitim personeli olarak çalışmakta olan ve bu
    maddenin yürürlüğe girdiği tarihte herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık
    veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olup bu iş yerleri üzerinden sigorta primi ödenmiş
    çalışma süresi 1/1/2014 tarihi itibarıyla en az altı yıl olanlardan Kamu Personel Seçme Sınavına girme
    şartı hariç öğretmen kadrosuna atanabilmek için aranan özel şartlar ile 657 sayılı Kanunun 48 inci
    maddesinde öngörülen genel şartları taşıyanlar arasından Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar
    çerçevesinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde bir defaya mahsus olmak
    üzere yapılacak sözlü sınavda başarılı olanlar, başarı sırasına göre ek 4 üncü madde kapsamında
    istihdam edilmek üzere kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerdeki boş sözleşmeli öğretmen
    pozisyonlarına atanabilir.”,
  17. 28/03/2013 tarihli ve 30348 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
    Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim
    İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan
    haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük,
    yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik,
    haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi
    edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru
    yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi
    yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve
    iyi yönetim ilkelerine uyar.”,
  18. 13/01/1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan mülga Yükseköğretim
    Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin “Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını
    gerektiren disiplin suçları” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (n)
    bentlerinde; “b)Yükseköğretim kurumlarının ideolojik ve siyasi amaçlarla huzur, sükûn ve çalışma
    düzenini bozmak veya boykot, işgal, engelleme, personelin işini yavaşlatma gibi eylemlere katılmak,
    bu amaçlara yönelik eylemleri tahrik etmek. ….n) Derslere veya sınavlara girilmesine, ders veya
    sınavların yapılmasına herhangi bir şekilde engel olmak, dersteki öğrencileri dışarıya çıkarmak,
    çıkmaya kışkırtıcı veya zorlayıcı eylemlerde bulunmak. ”, düzenlemelerine yer verilmiştir.

    IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
  19. Başvuran Dernek üyelerinin mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde gerekli düzenlemelerin
    yapılması amacıyla ilgili İdarelere tavsiyede bulunulmasının uygun olacağı değerlendirildiğinden
    başvuru talebinin kabulü yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” kabul öneri Kamu
    Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
    V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
    A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
  20. Kurumumuza 28 Şubat Öğrenci Derneği tarafından yapılan başvuruda, Dernek üyelerinin 28
    Şubat döneminde kılık ve kıyafetlerinden dolayı okullarına devam edemedikleri, 2011 yılında çıkarılan
    af yasası kapsamında üniversitelerine yeniden dönerek mezun oldukları, ancak yaşlarının ilerlediği,
    ailevi sorumluluklarının arttığı, okula kayıt yaptırdıkları dönemlerdeki KPSS’lerde alınacak düşük
    puanlarla kamu görevlisi olarak atanmanın mümkün olduğu fakat mezun oldukları tarihte yeterli
    puanları alabilmenin zorlaştığı belirtilmektedirler.
  21. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük
    engel askeri darbeler olmuştur. Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi
    yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır. Askeri darbeler devletle millet
    arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş
    olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş,
    böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir. Siyasî
    hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye
    hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden
    uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir. Başbakan ve Bakan
    konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur
    edilmiştir. 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle
    işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur. Nihayet 15
    Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah
    Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ye bağlı bir grup tarafından, TSK
    içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa
    Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla
    darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
  22. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve
    kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset
    kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar,
    demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her
    kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu süreçlerin toplum ve devlet
    hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve
    hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Ders alınmayan ve
    oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin
    hazırlamaktadır.
  23. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi
    için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir. Darbeci anlayışla mücadelede
    doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk
    esasında değerlendirmeleri önemlidir. Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen
    uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk

    ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır. (Meclis Komisyonu Raporu, Kasım 2012)
  24. 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her
    muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür. Bunun sonucu
    olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah
    seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır.
  25. 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında
    Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica”
    gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi
    ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır.
    Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu”
    iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine
    irtica konusunda brifing verilmiştir. Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18
    Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi
    sonlanmıştır.
  26. Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve
    hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi
    olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır. Bu dönemde
    “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık
    kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite
    öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış; çeşitli haksızlıklara uğramıştır. Kamuda istihdam
    edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya
    da istifaya zorlanmış; üniversite öğrencisi olanlar ise, yine ya çıkarma cezası ile yükseköğretim
    kurumları ile ilişikleri kesilmiş ya da eğitim hayatına son vermek zorunda kalmışlardır.
  27. Üniversitelerde başörtüsü yasağı, İstanbul Üniversitesi Rektörü’nün başörtülü ve sakallı
    öğrencilerin sınıflara alınmamalarını, girmişlerse derslerin iptal edilmesini öngören 23/02/1998
    tarihli Genelgesi ile başlamıştır. 28 Şubat post modern darbesi sürecinin yaşandığı, Milli Güvenlik
    Kurulu uzmanlarının YÖK Başkanı ve üniversite rektörlerine brifingler verdiği bu süreçte,
    Yükseköğretim Kurulunun 07/09/1998 tarihli ve 19922 sayılı Genelgesi ile başörtüsü yasağı tüm
    üniversitelerde başlamıştır. Başörtülü öğrencilere Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin
    Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin (a) bendinde öngörülen “öğrencilik sıfatının gerektirdiği itibar ve
    güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” veya aynı maddenin (e) bendinde
    öngörülen “ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atölye çalışması, konferans gibi çalışmaların
    düzenini bozmak” suçlarından kınama cezaları verilmiş, başörtülü öğrencilerin eğitimlerine
    başörtülü olarak devam etmelerine izin verilmediği için devamsızlık sebebiyle eğitimlerini
    bırakmaya zorlandıkları veya okullarıyla ilişkilerinin kesildiği görülmüştür (Gözler, K. (2009) İdare
    Hukuku, Cilt 2. 2. Baskı, Bursa, Ekin Kitabevi, s.338) “Devrin YÖK Başkanının ‘hizmete özel’ bir
    yazı göndererek üniversiteye türbanlı olarak gelen öğrencilerin Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin
    10/b maddesi uyarınca cezalandırılmasını istediği anlaşılmaktadır.” (Gözler,2009:340). 2002
    yılından itibaren ise üniversitelerde başörtüsü yasağı ile ilgili uygulamada bazı yumuşamalar
    meydana gelmiş, 2007 yılında üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesinin önünün açılmış, YÖK
    Başkanının Rektörlüklere gönderdiği talimatla yasak uygulamadan tamamen kaldırılmıştır.
  28. 2547 sayılı Kanun’a 2005 yılında 5316 sayılı Kanun’la, 2008 yılında 5806 sayılı Kanun’la ve
    2011 yılında 6111 sayılı Kanun’la eklenen hükümlerle başörtülü öğrenciler dâhil, her ne sebeple

    olursa olsun yükseköğrenimle ilişi kesilenlere eğitimlerine devam edebilme hakkı tanınmıştır. 2013
    yılında 5525 sayılı Kanun’da yapılan değişikle de, 2011-2017 yılları arasında mezun olmuş veya
    olabilecekler için kamu görevine girişte yaş şartı sınırlamasına tabi olmama imkânı verildiği
    görülmektedir.
  29. Başvuru konusu olayda, dernek üyelerinin öğrenci oldukları dönemde eğitimlerine kendi ihmal,
    kusur veya hatalarından kaynaklanmayan sebeplerle devam edemedikleri, sonrasında yapılan
    düzenlemelerle eğitimlerini tamamlamalarına karşın kamu hizmetine girmede gerek ülke şartlarında
    gerekse aradan geçen zamanda kendi özel koşularındaki hayatın olağan akışından kaynaklanan
    değişimler neticesinde birtakım engellerle karşılaştıkları değerlendirilmektedir.
  30. Yukarıda yer verildiği üzere darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak
    başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir.
    Başvuranların da belirttiği şekilde, Devlet başvuranın mağduriyetlerinin giderilmesi için eğitim
    ve kamu hizmetine girme haklarında iyileştirmeler yapmıştır. Ancak mağduriyetler devam
    ediyor ise, bunların giderilmesi yönünde gerekli girişimlerde bulunmak Devletin görevdir.
    “Eşitlik prensibinin, insanların özellikle sivil hizmetlere ulaşmalarında ve bunlardan
    yararlanmalarında, dini inançlarına göre ayrımcılığa maruz bırakılmalarını engellemesi
    gerekmektedir” (Benli, F (2010), Leyla Şahin Kararı Işığında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
    İstanbul, Akder Yayınları, sf 22). Bu nedenle başvuranların mağduriyetinin giderilmesinin yerinde
    olacağı değerlendirilmektedir. Böylece, tüm vatandaşlarına din ve vicdan özgürlüğü tanıyan Devlet,
    başörtülü öğrencilerin siyasi haklarından olan kamu hizmetine girme hakkını da teminat altına almış
    olacaktır.
  31. Ayrıca, başvuran Dernek üyelerinin çoğunluğunun kadın oldukları ve çoğunluğunun öğretmenlik
    mesleğini icra etmek üzere Eğitim Fakültelerinden mezun oldukları görülmektedir. “Kadın hakları,
    kadınların ne giyip giymeyeceklerinin söylenmesi ve kendileriyle ilgili alınan kararlara uymadıklarında
    eğitim ve çalışma haklarından mahrum edilmeleri ile korunmaz.” (Benli, 2010:25). Avrupa
    Parlamentosunun 13/02/2007 tarihli “Türkiye’de Sosyal, Ekonomik ve Politik Hayatta kadınların
    Rolüne İlişkin Avrupa Parlamentosu Önergesi”nde kılık ve kıyafet ayrımcılığının çalışma hayatında
    mağduriyetlere yol açtığı tespit edilmiştir. (European Parliament Resolution on women’s role in social,
    economic and political life in Turkey-2006/2214(INI), Women in Turkey, 13 February
    2007-Strasbourg) Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi (CEDAW), 32 nci
    oturumunda “okullar ve üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kız çocukları ve kadınlar üzerindeki
    etkilerini dikkate almak gerektiği”ni vurgulamıştır. (Committe on the Elimination of Discrimination
    against Women Thirty-second session 10-28 January 2005). Ülkemizde kadınların sosyal hayata ve
    çalışma hayatına katılımları teşvik edilmekte, kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için
    politik, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlar başta olmak üzere, kadınların insan hakları ile temel hak
    ve özgürlüklerinden yararlanmalarını garanti etmek amacıyla yasal düzenleme dâhil bütün uygun
    önlemler alınmaktadır. Başörtülü öğrencilerin üniversitelerde eğitim görmeleri önündeki
    engellerin zaman içerisinde kaldırılmış olmasına karşın, bu kişilerin çalışma hayatına
    katılmalarının desteklenmesi, kadın hakları ile hakkaniyetin bir gereğidir.
  32. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 28 Şubat post modern darbe süreci,
    Başvuran dernek üyelerinin yaşadıkları mağduriyetin özellikleri ve mevcut hukuki düzenlemeler
    birlikte değerlendirildiğinde, başvuran Dernek üyelerinin mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik,
    durumlarına özgü bazı düzenlemeler yapılması gereğinin ortaya çıktığı, bu nedenle, başvuran Dernek
    üyelerinin mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla ilgili
    5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir. Evrak teyidi
    https://ebys.ombudsman.gov.tr/sorgu/sorgula.aspx adresinden B5HZ-L321-89UG kodu ile yapılabilir.
    İdarelere tavsiyede bulunulmasının uygun olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
    B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
  33. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
    Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim
    ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi”
    ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
  34. İlgili idarelerin başvuran Dernek üyelerinin mağduriyetin niteliklerini göz önünde bulundurarak
    ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket,
    şeffaflık ve hesap verilebilirlik gibi iyi yönetim ilkelerinin gereği olarak gerekli düzenlemeleri yapmalarının
    insan haklarına dayalı adalet anlayışının ve hakkaniyetin bir gereğidir.
    VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
  35. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci
    fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından
    herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam
    edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
    VII. KARAR
    Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
    Kılık ve kıyafetleri sebebiyle disiplin cezası almaları neticesinde yükseköğretim kurumlarından çıkarılan ve
    5316 sayılı, 5806 sayılı ve 6111 sayılı af kanunlarıyla yükseköğretim kurumlarının Eğitim Fakülteleri
    ile Fen-Edebiyat Fakültelerinden mezun olarak öğretmenlik mesleğini icra etmek isteyenler için, Kamu
    Personeli Seçme Sınavında öngörülen taban puanının alınması kaydıyla, bir defaya mahsus olmak üzere,
    herhangi bir yaş veya kontenjan sınırlaması yapılmaksızın Milli Eğitim Bakanlığının ilan edeceği sözlü
    sınavlara katılma hakkının verilmesi hususunda gerekli düzenlemelerin yapılması için MİLLİ EĞİTİM
    BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
    Yükseköğretim kurumlarının Eğitim Fakülteleri ile Fen-Edebiyat Fakülteleri dışındaki
    fakültelerinden mezun olanların ise, Kamu Personeli Seçme Sınavına katılmış olmaları kaydıyla, taban puan
    şartı aranmaksızın Devlet Personel Başkanlığının uygun göreceği kurumlardaki kadrolar için yapılacak sözlü
    sınavlara katılma hakkının verilmesi yönünde düzenlemeler yapılması için DEVLET PERSONEL
    BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
    Tavsiye Kararının BAŞVURANA, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ile DEVLET PERSONEL
    BAŞKANLIĞINA ve bilgi edinilmesi için BAŞBAKANLIĞA, ÇALIŞMA ve SOSYAL GÜVENLİK
    BAKANLIĞINA, MALİYE BAKANLIĞINA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,
    6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Devlet
    Personel Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
    Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
    Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
    Şeref MALKOÇ Kamu
    Başdenetçisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares