Cumhurbaşkanı’na açık mektup:

Cumhurbaşkanı’na açık mektup:

Sayın Cumhurbaşkanımız;

28 Şubat darbesi döneminde hukuka aykırı, keyfi uygulamalar sonucu eğitim haklarımız engellendi, okullarımıza devam edemedik.

Sizlerin gayretleri ile üniversitelerde başörtüsüyle eğitimin yolu açıldı, bu sayede okullarımızı bitirebildik.

Çabalarınızdan ve sağladığınız imkândan dolayı teşekkür ediyoruz.

Ancak okullarımızın bitmesi ile engeller bitmedi.

Bu kez, çalışma haklarımızla ilgili engellerle karşılaşmaya başladık.

Darbe mağduru olmasaydık tabi olacağımız atanma şartları ile şu anda tabi tutulmak istendiğimiz atanma şartları arasında çok büyük farklar var.

Durumumuzu size ayaküstü de olsa üç kez iletme imkânımız oldu.

Hüsn-ü kabul gösterdiniz, ilgilendiniz, problemin çözümü için talimat verdiniz.

Hakk’ın teslimi hususundaki kararlılığınıza yakinen bir kez daha tanıklık ettik.

(Ne var ki),

talimat vermiş olmanıza rağmen mağduriyetlerimizin giderilmesi hususunda bir mesafe alınmadı.

Bizlere, evlerde çocuk bakıcılığı “teklifi”nde bulundular.

Evde çocuk bakıcılığı da bir iştir ve asla basite almadık ama mesleğimiz vardı, birikimlerimiz vardı, mücadelenin içinden geliyorduk.

Akarsuyu bile israfı yasaklayan inancın bağlıları olarak, mesleğimizi ve birikimlerimizi israf etmeyecek bir “çözüm”ün arayışındaydık.

Geçen her gün ömrümüzden gidiyor. Neredeyse çocuklarımız atanacak durumlara geldiler ama bizler sizin talimatlarınızı yerine getirmeyen yönetici ve bürokratlar yüzünden hâlâ hak arama peşindeyiz.

28 Şubat’ın darbe olduğu mahkeme kararı ile de tescillenmiş oldu.

Her darbenin mağdurlarının olacağı ve hukukun onların haklarını teslim edip mağduriyetlerini gidermesi gerektiği yüksek malûmlarınızdır.

28 Şubat darbesine karşı çıkan bizler, şimdiye kadar darbelere karşı dik durmuş ve darbe mağdurlarının hep yanında olmuş sizden, mağduriyetlerimizi giderecek ve yaptığınız onca güzel işi taçlandıracak bir hamle daha bekliyoruz.

Mağdur ve mazlumlar olarak, hayırlı faaliyetlerinizdeki başarılarınızın artarak devam etmesi için dua ediyoruz.

Mağduriyetlerimizi giderecek,  28 Şubat darbecilerinin yol açtığı haksızlığa son verecek adımın atılmasını sağlayacağınıza inanıyor…

Saygılarımızı arz ediyoruz.

Emine İlyas

28 Şubat Öğrenci Derneği Genel Başkanı

RAHMETLİ HASAN KARAKAYA BÖYLE SESLENMİŞTİ

28 Şubat darbecilerinin mağdur ettiği milyonlarca vatan evlâdı arasında, eğitim hakları gasp edilen “başörtülü” hanımefendiler de var.

Birçok hayat karardı o süreçte, neler yaşandı, nelere şâhitlik ettik…

Türkiyemiz, “Yeni Türkiye” yolunda büyük adımlar atabilmişse…

 “Vesayetçi zihniyet”in etkinliği önemli ölçüde azaltılabilmişse…

Büyük Milletimiz, 15 Temmuz gecesi darbecilere had bildirmesini sağlayan  “şuura”erişebilmişse…

Bunda, 28 Şubat darbecilerinin baskılarına boyun eğmeyen bu hanımefendilerin çok büyük katkıları vardır.

 Şimdi…

Darbenin üzerinden 20 küsur yıl geçmişken…

Diyor ki bu fedakâr, cefakâr vatan evlatları:

Darbe mağduru olmasaydık tabi olacağımız atanma şartları ile şu anda tabi tutulmak istendiğimiz atanma şartları arasında çok büyük farklar var. Ayrıcalık değil, eşitlik talep ediyoruz. 28 Şubat darbesi olmasaydı, bugün hangi şartlarda, hangi görevlerde bulunuyor olacaktık?.. Bu bellidir ve talep ettiğimiz sadece bu kadarıdır!”

Muhterem Cumhurbaşkanı’nın programını takip ederken vefat eden Merhum Hasan Karakaya Ağabeyimizin de çok hassas olduğu bir meseleydi bu.

Yeni Akit’teki köşesinden şöyle sesleniyordu Hasan Karakaya Ağabey:

Buyurun, “28 Şubat mağdurları”ndan gelen bir mektup…

Malûm; “Karanlık 28 Şubat dönemi”nde“üniversitede öğrenci” iken uygulanan“yasadışı yasaklar”la birçok hanımın “eğitim hakları” ellerinden alındı…

Daha sonraki yıllarda çıkan “öğrenci afları” faydalı olmakla birlikte; başörtüsü yasağıdevam ettiği için, “onurlu duruş”larını koruyan bu hanımlar af uygulamalarından yararlanamadılar. Ancak 2010 yılında çıkarılan af yasası ve kaldırılan kıyafet yasağı ile bu hanımlar okullarına gidip, bitirdiler.

Fakat aradan 15 yıl geçmişti ve artık KPSS diye bir sınav gelmişti. Dahası, artık 40 yaş engeli vardı…

Eğer bu öğrenciler 1998-1999 yıllarında mağdur edilmeseydiler, okullarını bitirebileceklerdi ve KPSS diye bir sınav da henüz yoktu.

Yani onlar da sınavsız atanacaklardı. Hükümetin “dönem mağdurları”na yönelik yaptığı“iade-i itibar” uygulamalarından birçok mağdur yararlandı. Yaklaşık iki yıldır, o dönemin öğrencileri de epey bir uğraş verdiler. Memleketlerine gelen bakanlar ve milletvekilleri ile yaptıkları görüşmeler hep olumlu hisler bıraktı. Haziran başlarında, gündemdeki “torba yasa”ya bu grubun mağduriyetleri ile ilgili bir “ekleme” yapılacağına dair açıklamalar yapıldı, sözler verildi…

Şimdi öğreniyoruz ki;

“Torba”ya uzanan “bazı eller”, Başbakan ve bazı bakanların“mağduriyetleri giderilsin”talimatına rağmen, “mağduriyetlerle ilgili ek madde”yi torbadan çıkarmışlar.

Neymiş;

“28 Şubat mağdurlarını torbaya dahil etmek, eşitlik ilkesine aykırı olur”muş!..

İyi de;

“Dershane düzenlemesi” yapılırken; “şartları tutan öğretmenlerin sınav yapılmadan MEB’e atanması” kararı “eşitlik ilkesi”ne aykırı değil mi?..

Demem o ki;

“28 Şubat’ın mağdur başörtülüleri de, dershane öğretmenleri gibi pozitif bir ayrımcılığa tabi tutulabilir.”

Bu durumda, alt tarafı 250-300 başörtülü var… Onların da yüzlerini güldürmek, çok mu zor?..

Sözün özü;

Onlar da “torba”ya girmelidir…

Xxx

Evet…

Rahmetli Hasan Karakaya Ağabey, 25 Haziran 2014 Tarihli Yeni Akit’te yer alan köşesinde “çağrısını” böyle dile getirmişti.

Şimdi…

Ben yazmaya devam ediyorum.

Duyulur ve karşılık bulur İnşallah.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares